Karanlık Cennet-Bölüm 2
3 Ağustos, 2007

Karanlık Cennet
Bölüm II
Frasenaron’da Ayaklanma
Xarthus’un istediği 15 atlı kısa bir süre içinde meydanda toplanmıştı. Hepsi birbirinden cesur olan bu askerler savaşmak için can atıyorlardı. Yıllardır hiçbir savaş meydanında bulunmamışlardı.
Xarthus kılıcıyla ileriyi işaret etti ve atının karnına sağ arka ayağıyla vurdu. Emri anlayan at hızla ileri atıldı. 15 atlıyı da arkasına almış, hızla koşturuyordu atını genç prens. Gençliğinin verdiği savaşçı ruh sayesinde büyük bir ateşle koşuyordu isyancıların canına okumaya.
Genç prens henüz 25 yaşında idi. Siyah saçlı, uzun boylu ve gayet sağlıklı biriydi. Çocukluğunda çok iyi eğitilmişti. Ülkenin en bilge kişileri bu çocuğa ders vermeye can atıyordu. Çünkü Xarthus, doğduğunda Işık Tanrısı tarafından kutsanmıştı. En büyük akıl hocası da ışık tanrısıydı zaten. Biniciliği babasından öğrenen Xarthus, soyunda hiç kimsede olmayan yeteneklere sahipti. 12 yaşına geldiğinde büyük bir savaşçı olan babası kadar iyi kılıç kullanıyordu. Çok hızlı düşünebilen Xarthus aynı zamanda çokta hızlı hareket edebilme yeteneğine sahipti. Girdiği dövüşlerde Işık Tanrısı’nın ona verdiği kılıcı kullanıyordu. Parlaklığı sayesinde çok uzaktan ayırt edilebilen bu kılıç, altına giren her şeyi paramparça edebilecek güçteydi.
Aradan 6 saat geçmişti. Atlar yorulmuş, askerler acıkmış ve susamıştı. Atlarından indiler. Yakıcı güneş yavaş yavaş etkisini kaybederken hafif bir rüzgâr esmeye başlamıştı. Xarthus başlığını çıkardı. Uzun saçlarının uçları rüzgarın etkisiyle çok az da olsa kımıldanıyordu. Xarthus garip düşüncelere daldı. Geçtikleri bir köyde gördüğü genç bir kızı düşünüyordu. Artık aklında isyancılara gününü göstermek falan kalmamıştı. Xarthus bu düşüncelerle tam iki saat eritti. Bir köpekten ürken atın çıkardığı kişnemeyle uyanıverdi düşüncelerinden. Başlığını alıp hızla kalktı. Bağlığını başına geçirirken askerlere “Gidiyoruz” diye seslendi. Atına atladı. Tekrar planlar yapmaya başlayan Xarthus, köyü gece yarısı basmayı düşündü.
Hava iyiden iyiye kararmıştı. Atlarıyla sakince ilerleyen 16 kişi köyün girişine varmadan durdular. Kuytu bir yere girdiler. Köyden dumanlar yükseliyor, bağırış-çağırışlar duyuyordu. Gece yarısına kadar iyice dinlenen askerler gece yarısı olduğunda savaşmak için hazırdılar artık. Xarthus onlara planını anlatmıştı. Pek sessiz bir baskın olacağa benzemiyordu. Xarthus hızla köyden içeri girdi. Köyün biraz dışında, Xarthus’un 15–20 metre uzağında bekleyen askerlerine haber vermek için kılıcını kalkanına üç kere vurdu. Ardından “Saldırın!” diye bağırdı. “Kutsal ışık bizimledir kardeşlerim!”
Bu sözü duyan cesur askerler, iyice yüreklenmişlerdi. Bağırışlarla köyün içlerine doğru ilerlediler. İsyancılar gelen konukların seslerini duymuş, köyün arkalarına doğru kaçmaya başlamışlardı bile. Xarthus en arkadaki isyancıyı gördü. Atının karnına sertçe vurdu. Hayvan her zamankinden daha fazla bir hızla ileri atıldı. Kılıcını havada sallayarak isyancılara doğru ilerleyen Xarthus isyancılardan en arkada olanı yanına alınca bir kılıç darbesiyle boynunu gövdesinden ayırmıştı. Kılıç eskisinden daha da parlaktı şimdi. Rengi de kandan kırmızıya dönmüştü. Xarthus diğer askerlere yol verircesine atını kenara çekti. Kılıcını havaya kaldırdı. Karanlık gök yarılır gibi olmuştu. Büyük bir ışık göründü yarıktan. Sonra yerleri sarsan bir ses duyuldu; “İsyancılara af yoktur”. Bu arada 15 süvari hala isyancıları kovalıyordu.
Xarthus köyün arka tarafına dolandı. Kaçan isyancıların karşılarına çıktı. Başlığından görünen gözleri koyu kırmızı bir renk almıştı. Karanlıkta parlayan bu gözler bile öndeki birkaç isyancının donup kalmasına yetmişti. Artık kaçacak yerleri kalmamıştı… Köyde ise hala bazı yerler yanmakta idi. İsyancıların hepsini bir araya toplamışlardı artık. Zaten 6–7 kadar isyancı kalmıştı ölmeyen. “Akan kanlarınız günahlarınızı temizlesin” diye mırıldandı Xarthus. Sonra kılıcıyla isyancıları işaret etti askerlere. Arkasını döndü, biraz ilerdeki atına doğru yürüdü. Duyduğu acı çığlıkla arkasına döndü. İsyancıların sonuncusu da oracıkta idam edilivermişti. Genç Prens başını göğe dikti. Uzunca göklere baktıktan sonra atına bindi. Bu kez geldiklerindekinden farklı olarak sessizce, köylülere hissettirmeden çıktılar köyden. Hemen köyün çıkışındaki o kuytu yere girip sabahı beklemeyi uygun gördü Xarthus, köyde kalmak istemiyordu. Gözleri artık eski halini almıştı.
Uykuya dalmadan önce yine o kız gelmişti aklına. Onun karşısında çok aciz hissediyordu kendini. Hava iyice soğumuştu artık. Diğerleri çoktan uykuya dalmıştı. O ise hala uyuyamamıştı. Bir sürü garip duygu içinde, sonunda o da uykuya dalmıştı… Rüyasında yine o kızı gördü… Onu ısrarla kıza çeken bir şeyler vardı…
3 Ağustos, 2007 5:51 pm
[...] —————————DEVAMI SONRAKİ BÖLÜMDE ————————— Yazan: explosive Kategori: Hikaye [...]
5 Ağustos, 2007 3:51 pm
güzel yazmışsın furkan
devamını sabırsızlıkla bekliyorum