Uzay ve Garip Hayallerim

12 Temmuz, 2007

(Lütfen bu yazıyı okuduktan sonra gözlerinizi kapayıp yazdıklarımı hayal edin.)

Uzay her zaman bana heyecan vermiştir. Tahmin edemeyeceğiniz kadar çok severim. Derin boşluk, sonu olmayan şey… Yıldızları seyrederken kendimi hiç hissetmediğim kadar özgür hissederim. Yıldızlara biraz baktıktan sonra gözlerimi kapatırım. İşte asıl maceram ordan sonra başlar.

Bu sonsuzluğun içinde çılgınca koşmaya başlarım. Herşey çok güzeldir. Büyük karanlığın içindeki renkler ışık olmuştur bana. Bu tatlı hayalden hiç ayrılmak istemem.

Hep canlı canlı görmek istediğim takım yıldızların her birinin her bir parçasını görmek için en iyi fırsattır bu. Önce Samanyolu’nu gezer, incelerim dikkatle. Her bir rengi görünce içime bir huzur dolar. İyice bağlanırım -belkide sizlere saçma gelen- hayalime. Tanrım, ne kadar büyüksün. Belkide hiç var olmayan yıldız sistemlerini ziyaret ederim. Saatler süren bu yolculuktan sonra sıra Oriyon’u (Avcı Takım Yıldızı), o çook sevdiğim fakat hayallerimde bile gezemediğim takım yıldıza gelmiştir.

Tam Samanyolu’nun o güzel renklerinden ayrıldığım anda bana huzur veren hayalim kâbusa dönüşür. Kendimi o çok derin karanlıkığın içinde boşlukta hissederim; yalnız, terkedilmiş ve yorgun. Çok korkmuşumdur. Gözlerimden ikişer damla yaş süzüldüğünü hissederim. Bana en yakın yıldızın bile ömrüm boyunca yolculuk etsemde ulaşamayacağım kadar uzak olduğunu düşünürüm hayalimde. Her şeyin sonu gelmiştir. Şahadet getiririm içimden fakat hala korkmaktayımdır. İşte o anda korkudan titrediğimi görenler uyanmamı sağlarlar o hayalden. (Yalnız başıma olsaydım belkide ruhumu teslim ederdim oracıkta) Dünya artık cennettir benim için. Ama hala şoku atlatamadığım için soğukca terlerim….

Gariptir uzay, sevgili okur. Çok gariptir. Şaka olmaz uzayla :) Beni okumaya devam et anam sen, korkma bu adam deli mi falan diye :) Arada bir hangimize olmuyor ki?

Yorum Yapın